Oldu en sonunda oldu bim-bam-bom,
Benim de resmi olarak koştuğum ilk yarımaratonum oldu, ah ah ah :)
diyerek sözlerime başladım. Bakalım klavyemizin tuşları takırdadıkça yazımız nasıl şekillenecek.
O zaman buyrun hep beraber yarımaraton yazıma...
Daha önce Darıca Yarımaratonu'nun Ankara'daki tren garı patlamasından ötürü iptal olmasından ötürü resmi olarak kayıtlara geçmiş bir YM derecem olamamıştı. Kısmet yine İstanbul'da koşmakmış. Yarışa kadar özellikle son bir ay kala düzenli antrenmanlarımı sürdürdüm. Haftasonları Makro ile farklı güzergahlarda uzun mesafeli koşu antrenmanları yaptık. Haftaiçi sabahları da erken kalkıp haftada iki kez Ataköy Mini ve Ataköy Standart Tur adını verdiğim 6K ve 7 K'lık kısa antrenmanlar yaptım. Yarışa bir hafta kala ise son uzun koşumu yaparak biraz dinlenmeye aldım kendimi. Çünkü haftaiçi yaptığım antrenmanlar sonrasında haftasonu uzun koşularda pace'imin bir miktar düştüğünü gözlemlemiştim. Bu taktik işe yaradı sanırım. Doğrudan skoru vereyim. İstanbul yarımaratonunu ortalama 5:20 pace ile çıkardım.
Yarımaraton güzergahı Yenikapı'dan başlayarak sahilden Eyüp'e gidip, aynı yolu geri dönecek şekilde belirlenmiş. Yokuş yok denecek kadar az ve rahat bir yol. Sabah erken kalkıp güzel bir kahvaltı yaptım ve bir gün önceden hazırlandığım şekilde giyindim. İçlik giyip giymemek konusunda pek emin değildim. Çünkü hava sabah erken saatlerde serin olsa da 10:00 gibi güneş etkisini gösterip dünyamızı güzelce ısıtıyordu bu günlerde. Yarış sabah 09:00'da başlıyordu. Demek ki dönüşte fazla gelebilirdi bu içlik. Yine de son kararımı orada veririm diyerek içlik üstüne t-shirt giydim. Telefon taşıma çantasının cildime temas eden kısmında, bir önceki uzun koşu antrenmanı esnasında oluşan kızarıklıktan ötürü içlik giymemeyi pek içselleştirememiştim aslında. Çünkü içlik, belime çantanın kayışındaki plastik kopçanın sürtünmesini önlüyor ve cildimi koruyordu. Neyse çok uzatmayalım, yine eksik malzeme olmasın diye koşu paketini dağıttıkları Forum İstanbul AVM'nin bahçesindeki Decathlon mağazasından kendime bir de şapka bulmuştum. Onu da ilk defa bu koşuda giydim ve giderken değil ama güneşin doğrudan karşıdan ışıdığı dönüş yolunda bu şapka çok işime yaradı.
Yenikapı'ya gitmek için benim önerdiğim yolu benimseyen Makro ile önce otobüsle (MR-20) Kazlıçeşme'ye, oradan da Marmaray'la Yenikapı'ya ulaştık. Otobüs hemen denk geldi, beklemedik. Marmaray ise göğüs numarasını gösterenlere ücretsiz değilmiş. Görevliye, yarışa katılacağımızı söyleyip geçmek istedik ancak adamın yanıtı şu şekilde oldu: "Kartınız yanınızda mı ?" Ancak bunu hafif şiveli söylediğinden koşu öncesinde bir miktar ve daha çok koşu sonrasında biriken stresi atmak için değişik versiyonlarını yaparak (biraz da abartarak) tekrar edip durduk. Yine çok güldük. Yine Hababam Sınıfı'ndan sahneleri canlandırdık Makro ile uzun koşularda yaptığımız gibi :) Neyse dönüşte Marmaray'a binmedik. Makro'nun özel isteğiyle ve Metro'ların ücretsiz olması sebebiyle sahilden değil, İncirli'den döndük eve :)
Yenikapı'da Koray ile buluştuk. Onun koşu paketi bende idi. Hemen hazırladık onu da. Ayakkabıya çip bağla, numarayı iğnele filan. Artık kolay bunlar, alıştık sanırım. Sonra fotoğraf çekindik hep birlikte.
Koray 10K koşacaktı. Bizden yarım saat sonra başlayacağı için yarış bitiminde buluşmak üzere ondan ayrıldık. Ardından ısınma turlarına geçtik.

Sonra başlangıç için yerimizi aldık ve başladık. Yine müzikle koştum. Bu sefer elimde Yaşar Dikbıyık abimizin tarifi ile hazırlanmış içeceğim yerine marketten aldığım hazır sporcu içeceği vardı. Reklam olmasın diye marka yazmıyorum bak :) Onu da ilk 10K içinde tükettim. Sonrasında ise su istasyonundan bir ufak su alıp yarışın sonlarına kadar o şişeyle devam ettim. Yarışa elimden geldiğince yavaş bir başlangıç yaptım. İlk kilometreyi geçtikten sonra olmak istediğim pace'lere yaklaşmıştım. Kulaklıktan müzik arasında 5:03, 5:02 şeklinde bir ortalama pace bilgisi veriyordu Nike+ uygulaması. Ancak ne olduysa 17K'dan sonra oldu. 18'de bir miktar toparladıysam da 19-21 arasında 17'deki pace'in de üzerine çıkmışım ve belki 1 saat 50 dk.'lık hedefimi az farkla ıskalamama neden olan form düşmesini yaşamış oldum. Havanın ısınması ve içliğin fazla gelmesinin bunda çok büyük bir etkisi yok. Aslında dönüşte Sarayburnu'ndaki esintide içlik iyi bile geldi. Sanırım daha çok çalışmam gerekiyor :) Zaten giderken ve aynı yolun dönüşünde çekilen iki farklı fotoğraf da bunu ispatlıyor. Buyrun...
 |
| giderken ben: dış kulvardaki yeşilli, iyi durumdayım gözüktüğü üzere |
 |
dönüşte ben: son kilometrenin içinde
ne su kalmış elde, ne de fer kalmış gözde
|
Bu da yarışta elde ettiğim resmi derecem ve sertifikam:

1:52:44 ilk YM için fena değil. Hedefimi çok az farkla kaçırdığım bir yarış oldu. Bir dahakine daha iyi hazırlanıp başarabilirim sanırım.
Yarıştan sonra Nike+ uygulaması ile koşup telefon ekranında bunu gösterenlere bir t-shirt hediyelerimizi de aldık. Bu da o t-shirtlerle çekilmiş anı fotoğrafımız.
 |
| Runners |
Her yarış yeni bir ders, yeni bir tecrübe ve yeni bir anı madalyası bırakıyor geriye :)