14 Ekim 2016 Cuma

Darıca Yarımaratonu, 2016

Geçtiğimiz sene yarışa bir hafta kala iptal edilen Darıca Yarımaratonu, bu sene de duyurulan ilk yarış tarihine göre bir hafta öne çekildi ve böylece Darıca ile tanışacağım gün 9 Kasım 2016, Pazar olarak ortaya çıktı. O sabah erken bir saatte uyanıp, kahvaltı yapıp, yarışa hazırlanarak servislerin kalkacağı yere gitmeyi planlamışken, aynı günün sabahında ve çok daha erken bir saatten başlayarak işyerimde senede bir kez denk gelen bir nöbetçilik ile çakışma oldu. Neyse ki işimiz erken bitti ve ben servisle değil ama arabayla, yarış vaktinden önce Darıca'da olmayı başardım. Vardığımda daha saat 8 bile olmamıştı. Makro servisle geldi ve benim geliş saatimden bir 10-15 dk. sonra buluştuk. Göğüs numaralarımızı ve çiplerimizi alıp hazırlandık.

Sabah erken uyanıp işe gideceğim için aceleden birşeyler unuturum endişesiyle çantamı akşamdan hazırlamıştım. Ancak bu tedbirim ters tepti ve telefonu belimde taşıdığım çantayı yanıma almayı unuttuğumu anladım. Telefonsuz ve dolayısıyla GPS izleyici bir uygulama olmadan koşmayı da gözüm yemedi açıkçası. Kilometrede bir geri bildirimde bulunarak bana ortalama pace'i söyleyen bir cihaz olmadan yarış esnasında hızımı ayarlayamazdım. Değişik denemeler ve düşünceler sonucunda telefonumu başa takılan bandana bezlerinden birinin içine sarıp lastikle elime tutturarak koşmaya karar verdim. Fena da olmadı hani. Sesi daha iyi duymak istediğimde sol elimi biraz yukarıya kaldırmam yeterli oldu bu sayede. Ancak yarışın bitiminde lastik yerinin iz yapmış olduğunu gördüm. Sanırım kan dolaşımını olumsuz etkilemiş oldum.

Aslında her açıdan birçok olumsuzlukla karşılaştım bu yarışta. Öncesinde sabah işe 4 gibi geldiğim için kahvaltımı çok erken bir saatte yapmış oldum. Ancak koşu 9:30'da idi ve ben yarışın ilk bir saatinin sonunda açlık hissi duymaya başladım. Normalde koşudan 2-3 saat önce kahvaltı yapmaya alışıktım ve bu açlık hissi performansım açısından gerçekten olumsuz bir etki yarattı. Yarışın içinde ilk bir saat oldukça iyi bir süre elde etmeme rağmen, ikinci kısım diyebileceğimiz uzun mesafeli tırmanmaların yer aldığı bölümde açlıktan içim kazındı; kazındıkça su içtim. Su içtikçe performansım düştü ve sonunda bu yokuşlardan birinde sağ bacağıma şimdiye kadar hiç olmayan bir şey oldu. Sanırım ayağıma kramp girdi. Nasıl bir şey olduğunu bilmiyordum; öğrendim. Hemen koşmayı bırakıp yürümeye başladım. Tabi bu esnada arkamda bıraktığım diğer koşucular birer ikişer yanımdan geçmeye başladı. Sağolsun içlerinden birkaçı beni cesaretlendirdi ve motivasyon sağlamak için "Sakın durma, devam et!" şeklinde destekte bulundu.

İşte koşu sporunu sevmeniz için çok güzel bir sebep. Başka hangi sporda rakip oyuncu gelip sana bunu söyler acaba. Hiç birisinde sanırım.

Koşucular! Sizler çok güzel insanlarsınız. Sizin o tıkır tıkır atıp damarlarınıza kan pompalayan ve oradan da sizi yollarda koşturan kalbinizin güzelliği işte böyle tüm hayatınızdaki davranışlarınıza vuruyor. Bu spora başladığıma çok memnunum; birçok koşu dostu edindim hepsi de pırlanta gibi.

Yokuş yukarı yoklamalar, herkes burada mı :)
Neyse dönelim yine Darıca'nın uzun yokuşlarına :) Hadi bunu yürüdüm bitirdim yine biraz koşayım dedim. Sanırım 17K civarında karnıma bir de sancı girmesin mi ? Bu sefer tamam, artık bitti dedirtti bana bu sancı. Sanki sağ bacağımda dolaşan zehir karnıma dolmuş gibi içim bir tuhaf oldu. Kaldırıma yanaştım biraz. Yine destekler, yine güzel sözler... Ya siz iyi ki varsınız ya! 18-19K'larda yine biraz yürüdüm sanırım sonraki yokuşta ara ara koştum ara ara yürüdüm.

Yokuş aşağı yardırmışken...
İşte tam o sırada yanımdan şimdi hatırlayamadığım bir dost geçti. Ne dese beğenirsiniz ? "Abi son 300 abi hadi abi bitiyor!" demesin mi ? Gerçek olabilir miydi ?

Önce beni yüreklendirmek için bu kadar az bir mesafe kaldığını söylediğini zannettim. Ama gerçek olabilirdi tabi. Nike+'a göre de bitime birşey kalmamıştı ama o zaten 21K'da 1K yanlış ölçmüyor muydu ? Sanırım son yaptığım kalibrasyon işe yaramış olabilirdi çünkü artık hata payı o kadar büyük değildi. Benim telefon Darıca yarımaraton parkurunu 21,5K ölçtü .

Evet, doğruydu :=) Gerçekten bitiyordu. Uzaktan Finish takını görebiliyordum. Son gücümü de burada kullanmaya karar verdim ve son birkaç dakikayı da var gücümle koştum.

Bitime doğru var gücümle koşarken...
...ve işte bitiş çizgisinden geçerken ben

O kadar yürümeme rağmen Darıca Yarımaratonu'nu koştuğum süre (1:58:16) ve derecem aşağıdaki şekilde oldu:


Yokuş yukarı olan bölümlerdeki yürümelerin ara zamanlardaki dışa vurumu açıkça görülüyor:

Bu da Makro ile bitişten az sonra çektiğimiz fotoğraf ve sonrasında gerçekleşen madalya törenimiz:


Darıca'yı ilk kez görmüş oldum bu vesileyle. İlk olarak bende temiz, derli-toplu bir yerleşim yeri olduğu izlenimini bıraktı. Özellikle koşunun ortalarına denk gelen bol yeşillikli, iki katlı sıra sıra bahçeli evlerin dizildiği mahalle oldukça yaşanılası bir yerdi. Biz koşarken balkonlarında pazar sabahı kahvaltısı yapmakta ve çaylarını yudumlamaktaydı bu semtin insanları. İçlerinden cep telefonuyla kamera kaydı yapanlar da oldu, tezahürat yaparak destek olanlar da. Bu evlerin olduğu kısmı bitirdikten sonra bahsettiğim yokuşlar başladı ve bir ara meşhur Darıca Hayvanat Bahçesi'nin kapısının önünden geçtik. Onu da gidip ziyaret etmek nasip olmadı bu yaşımıza kadar. Belki çocukları gezdirme bahanesiyle gidip-görürüz müsait bir zamanda. O zaman bu blog'a Darıca ile ilgili daha çok şey yazacağım söz.

Sonuç olarak, bezdiren yokuşların bol olduğu bu parkuru, İstanbul Yarımaratonuna göre 5 dk. yavaş bir sürede bitirmenin normal olduğunu kabul edersek ve yaşanılan olumsuzlukları da hesaba katarsak, tüm bunlara rağmen Darıca, İstanbul'a göre 6 dk. yavaş koştuğum bir yarımaraton oldu.

Darıca Yarımaratonu Koşu Güzergahı

Benim ilk Darıca'm oldu. Darısı yeni Darıca'ların başına...