Bir süredir kar, kış derken antrenmanları da aksattığım bir döneme rastlayan bir 5K yarışı oldu Uğur Mumcu'yu anma koşusu (24/01/2016 Pazar). Bu koşudan haberdar olmamı sağlayan kadim dostum Makro'ya ve sabahın erken saatlerinde Mecidiyeköy'de buluşup bizi arabasıyla Kartal'a ulaştıran koşu dostlarına teşekkür ederim. Daha ilk kaydolduğumda kendi kendime 5K için 24 dk. ve altı şeklinde bir hedef koymuştum. Bu arada Maraton için de hazırlığa başlamıştım. Antrenman programını ilk üç hafta gayet iyi uyguladım. Formum yerinde idi. Ancak soğuklar ve sabah erken kalkmak konusunda yaşadığım zorluklardan antrenmanları aksattım ve bu yarışa iki hafta kala neredeyse haftada bire kadar düşürdüm. Arkadaşım Koray'a da bu yarış için haber etmiş ve onun da yazılmasına vesile olmuştum. O da ilk yarışı olacağı için çok heyecanlıydı. Ancak yokuşlardan haberi olunca yollar buz tutmuş ise koşamayağını belirtmişti. Sağolsun yarıştan bir gün önce bizim adımıza gidip göğüs numaralarımızı da aldı. Perşembe gününden itibaren yağan kar, yerini soğuk, buz gibi bir havaya bırakmış ve o nedenle kar henüz damlardan inmemişti. Neyse ki yollar temizdi. Yine de buzlanma riskine karşı dikkatli bir şekilde Kartal'a gittik. Orada Koray'la buluştuk.
Kartal Belediyesi çok güzel ikramlar hazırlamış. Sabah sabah taze simit, poğaça ve çay ikramları vardı. Ben evden kahvaltı ederek çıkmış olmama rağmen bu tazeleri görünce dayanamayıp bir de orada kahvaltı etmiş bulundum. Ardından yarış vaktine doğru göğüs numaralarımızı iğneleyip başlangıçtaki yerimizi aldık. Bu sene ilk kez çipli koşu yapılacakmış. Önceki yıllara göre bu da iyi bir gelişme.
Başlangıç noktasında Koşu Dostları
Başkan geldi ve atletleri soğukta çok bekletmemek için kısa bir konuşma yaptı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunmasından sonra yarış için tabanca patladı. Katılımcı sayısı azdı. Aslında 1000 kişi kayıt yaptırmış ancak sonradan sonuçlara baktığımızda ancak 330 civarında katılımcı olduğunu gördük.
Yarışa, birkaç ay önce satın aldığım Jabra Sport Kablosuz Kulaklık ile müzik dinleyerek başladım. Uzun süren koşularda müzik ile koşmak, zamanın nasıl geçtiğini anlamamak konusunda oldukça yardımcı oluyor. Bu kulaklığın tümleşik FM Radyosu da var ve işe gidip gelirken de dinlediğim oluyor. İnternet paketi harcamadan radyo dinlemek açısından bu çok iyi oldu. Tek dezavantajı şarjının uzun gitmemesi. 3 buçuk saat veya en uzun 4 saat gidiyor. Benim 2 saatlik koşular için şimdilik yeterli tabi ama ileride maraton koşarken son kısmı çıkaramayacak; şimdiden belli.
JABRA SPORT WIRELESS+ Kulaklık
Başlar başlamaz sağlam bir yokuş ile iyi ısınmamış kaslarımı zorladım. Sanırım bu benim için yarışın son kilometresinde dezavantaja dönüştü ve en son yokuşta koşmak yerine bir miktar yürüyecek kadar yavaşlamama neden oldu. Hedefimi tutturabilmek adına yokuşlarda vitesi küçültüp, bayır aşağı kısımlarda son sürat saldım kendimi. Aklımdan, "şimdi bir takılıp düşsem her yerimi yaralarım" şeklinde bir düşünce de geçmedi değil. Bu düşünceye daha önce iki kez Avrasya'da, Barbaros Bulvarı'ndan aşağı kendimi saldığımda da kapılmıştım. Neyse ki henüz başıma gelmedi böyle bir olay. Bu koşuda Nike+'ın istatistiklerine göre kendimi bayır aşağı saldığım bu kısım şimdiye dek en hızlı koştuğum 1 kilometre olmuş.
Sonuç itibariyle 24:29'da tamamladım yarışı ve hedefimi tutturdum. Uzun, dik eğimli yokuşlara, buz gibi havaya rağmen bu sonucu iyi buluyorum. Seneye yine katılmak isterim. Bu koşunun manevi bir anlamı olması benim için ayrıca önemli. Demokrasi şehidimiz Uğur Mumcu aramızdan ayrılalı 23 sene olmuş ancak değişen çok bir şey yok Türkiye'de. Hala faili meçhul cinayetler ve hala tutuklu gazeteciler. Şimdilerde ölmez de tutuklanırsan şanslı sayılıyorsun. Belki geçen onca zaman içinde bir fark budur ne bileyim. Bir de kitap hediye ettiler anı madalyası ile birlikte. Uğur Mumcu'nun '80 yılındaki köşe yazılarının toplandığı bir kitap. İsmi "Bağımsızlık Gülü". Okuyorum kitabı ve neredeyse bitirmek üzereyim. Diyebilirim ki o zamandan bu yana tam bağımsızlık yolunda maalesef ileriye gitmek bir yana daha da geri gitmiş Türkiye. Neyse çok girmeyeyim boyumu aşan bu konulara! Hem kalemim o kadar kuvvetli değil hem de 2016'yı idrak ettiğimiz iletişim ve teknoloji çağını yaşadığımız bu günlerde dahi yazarların başına ne zaman ne geleceği hiç belli olmaz.
Koşudan benim olduğum bazı kareler
Derecem
Anı madalyam ve Katılım Belgesi
Milliyet Gazetesinde çıkan habere gözatmak için tıklayın.
Haberde kullandıkları fotoğrafta ben de varım :)
Haberde kullandıkları fotoğrafta ben de varım :)







Hiç yorum yok:
Yorum Gönder