Ekim ayının son haftasında iş dolayısıyla kısa bir Romanya ziyaretim oldu. İzmir, Mersin, Barselona derken bir de Bükreş'te koşmak için iyi bir imkan yakaladığım dört günlük bu sürede, Maraton Antrenman Programımdaki iki hafta içi koşusunu gerçekleştirmeye karar verdim ve hazırladığım el bagajıma bolca koşu ekipmanı koydum. Bu arada kış kapıda olduğundan ve artık soğuklar kendini iyiden iyiye hissettirmeye başlamış olduğundan ufak bir alışveriş yaptım ve iki yeni kışlık ekipmanı malzemelerim arasına kattım. Bunlardan birisi bacakları kışın soğuktan korumak için giyeceğim kalınca bir tayt. Diğeri de Türkiye'de artık yaz-kış saati uygulamasının kaldırılması ile kışın saatlerin geri alınmamasından ötürü artık sabahları erken saatte başladığım tüm koşuların neredeyse ilk bir saatlik kısmında güneşin doğmayacak olması ile karanlıkta koşmak zorunda bırakılan biz koşucuların aydınlatma olmayan bölgelerde önümüzü görmemizi ve belki de daha önemlisi yoldan geçen arabalar tarafından farkedilmek ve ezilmemek için de elzem olan bir kafa feneri. Fenerin pilleri bitince değiştirilebiliyor. Sanırım su geçirmez bir muhafazası da mevcut. Tabi yağmurda denemek fırsat olmadı şimdilik. Bükreş'te ise kafama takıp Herastrau Park'ın karanlık patikalarında ve aydınlatma olmayan göl kenarında koşarken yolu görmem konusunda bana büyük yardımı oldu. Aksi taktirde park, koşarken bastığım yeri bile göremeyecek kadar karanlıktı ve bu fener olmasaydı telefonun led ışığını açmak zorunda kalırdım diye düşünüyorum.
Neyse efendim bu kadar reklam yeter diyorsak Bükreş'in parklarında gerçekleştirdiğim iki antrenmanın detaylarına geçelim. İlk parkımız "Parcul Herastrau". Kaldığımız otele 5 km. civarında bir mesafede olan bu park, içinde oldukça büyük bir göl barındırıyor. Ayrıca koşarken gördüğüm kadarıyla doğal ortamına çok dokunulmadan restoran ve mini bir otel gibi bazı küçük tesisler de park sınırları dahilinde hizmet veriyor. Bu parkın doğal güzelliklerini gündüz gözüyle görmek nasip olmadı. Ancak ben koşuyu bitirip otele dönmek üzereyken hava tamamen aydınlanmıştı. Yine de karanlık filan demeyip bir iki fotoğraf çekmeye çalıştım.
 |
| Herastrau Park içinden bir bakış |
Herastrau Park içindeki göle yansıyan ışıklar
 |
| Otele dönüş yolunda karşıma çıkan, örneklerini Paris ve Barselona'da da gördüğüm Zafer Takı |
Aşağıda Herastrau Park için otelden başlayıp, parkın içinde koşup otele geri dönmem sonucu oluşan koşu güzergahı yer alıyor. Toplamda 15K gibi bir mesafe koşmuş oldum. Hava oldukça soğuktu. İstanbul'a göre 6-7 derece daha soğuk ve rüzgarlıydı.
 |
| 15K Herastrau Park gidiş, göl kenarında bir süre koşu ve dönüş |
İkinci parkımız ise otele oldukça yakın bir mesafede (koşarak 5 dk.) bulunan "Parcul Cişmigiu". Bu park otele yakın olduğundan gidip gelme süresine ihtiyaç olmadığını düşünerek antrenmana daha geç bir saatte başladım ve bundan dolayı parka geldiğimde hava fotoğraf çekilebilecek kadar aydınlanmıştı. Aşağıda bu parkın güzelliklerini gösteren fotoğrafları yazıma ekliyorum. Ayrıca bu parkta, diğerinden farklı olarak çok sayıda güvenlik görevlisinin görev yaptığı da dikkatimi çeken bir ayrıntı oldu.
 |
| Parcul Cişmigiu - Kroki |
 |
| Parcul Cişmigiu |
 |
| Parcul Cişmigiu |
 |
| Parcul Cişmigiu |
 |
| Parcul Cişmigiu |
 |
| Parcul Cişmigiu |
 |
| Parcul Cişmigiu, göletin üstündeki yaya köprüsünde |
Cişmigiu Park'ta yaptığım koşuya ait Nike+ verisini de güzergahını belli etmek üzere buraya ekliyorum.
 |
| Bükreş'te kısa bir koşu: Parcul Cişmigiu |
Her iki koşudan sonra güzel bir kahvaltı yapıp üzerine 2,5 km. mesafedeki işyerine gitmek, işin İstanbul'dan farklı bir diğer yanı ve en güzel kısmı diyebilirim. Trafik burada da var ama işyeri bu kadar yakın olunca tercihan yürünebiliyor bile.
Bu arada Bükreş'in tarihçesinde diktatörlük ile yönetildiği bir dönem var. Her ne kadar sonu kötü bitmiş olsa da o zaman yapılan binaların ve yolların üzerine geçen süre zarfında fazla birşey konmadığı geldi kulağıma. Halk o dönem çok eziyet çekmiş. Ancak şimdi de zengin çok zengin, fakir ise oldukça kötü durumdaymış. Havalimanını şehre bağlayacak metro projesini bile hayata geçirememişler daha. Oranın yerli halkı da bunun üzerine espriler ve şakalar yaparak bana projenin uzun zamandır konuşulduğunu ancak sadece kağıt üzerinde kaldığını anlattılar. Siyasete girecek değilim ama bu işin bir dengesi yok mu, hayat bu kadar zor mu dedirten bir denklem gözümün önüne geliyor bunları duyunca. Neyse...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder